tezgâh

“Bilgiyi özgürleştirmek”: Sci-Hub kurucusu Alexandra Elbakyan ile söyleşi

Bugün Sci-Hub bilimsel bilgi açısından hatırı sayılır bir öneme sahip. Özgürce bilgi üretebilmek ve halihazırda üretilmiş olan bilgiye erişim sağlayabilmek için, üniversite öğrencilerinden öğretim görevlilerine bilim komünitesinin parçası olan birçok insanın yolu Sci-Hub’tan geçmek durumunda. Bilimin yoluyla bizim yolumuzu Sci-Hub’da kesiştirenleri, kurucusu

Bourdieu’nün gör dediği

Akademik faaliyetleri bütünüyle bu tarz bir simgesel sermaye birikim sürecine indirgemek ne kadar yanlışsa, akademik alanın bu tarz eğilimlerden bütünüyle bağımsız olduğunu varsaymak da bir o kadar yanlıştır. Dolayısıyla, Bourdieu’nün gör dediği şeylerden biri, akademik alanda eyleyen failler olarak ‘kendini bilmek’, kendi

Üniversite deneyimi: Neoliberalizm müştereklere karşı

Bilginin değerine ilişkin birbiriyle çelişen bu iki anlayış, üniversitenin fildişi kulesinin ötesine doğru genişleme, toplumsal organizasyona ilişkin iki farklı tahayyülü tetikleme potansiyeli taşıyor: biri meta üzerine kurulu, bilginin, kaynakların ve hakların özel mülkiyetini esas alan, diğeri ise müştereklerden ilham alan tahayyül. Öyleyse,

Hava, su, laiklik

Dr. Deniz Parlak ile kitabı “Laikleşme Sürecinde Camiler: Geç Osmanlı’dan Erken Cumhuriyet’e” üzerine gerçekleştirdiğimiz söyleşide, hem Türkiye’de laikleşme tartışmasına hakim paradigmalardan sıyrılarak eleştirel bir bakış açısı sunmanın imkanlarını hem de 2020 Türkiye’sinde laikliğin anlamını iktidar ve sermayenin din ile ilişkisi, eğitim, kadın

Neoliberal Biyopolitika ve İntihar

İntihar, son yıllarda sayısı giderek artan intihar haberleri üzerine bir kez daha ülke gündemine girdi. Yaşanan son tartışmalar üzerinden intiharları ele aldığı bu makalede Başak Coşkun, insanların neden intihar ettiği sorusundan önce “nasıl yaşadıkları” ve ölümle nasıl bir ilişki kurduklarını ele alıyor.

Muhalif müziğe açılan kapılar

Türkiye’de müziğin toplumsal mücadelelerle olan köklü ilişkisi, muhalif müzik üzerine yapılacak bir tartışma ve anlamlandırma çabasını değerli kılıyor. Bu çaba, ‘muhalif’ kelimesinin negatif anlamına (“itiraz eden”) karşın aynı zamanda geleceğe yönelik kurucu bir etkisi olması bakımından da önemli. Bugün böyle bir çabanın

Sosyolojiden Sosyalizme: Behice Boran’ın düşünsel yolculuğu

Türkiye’nin ilk kadın sosyalist milletvekili olmasının yanında ilk kadın siyasal parti genel başkanı ve ilk kadın sosyoloğu olma niteliklerini taşıyan Behice Boran, aynı zamanda Marksizm bilgisini Türkiye formasyon çözümlemeleriyle birleştirebilen ender sosyalistlerden. Gerek siyasal gerek kuramsal çalışmalarıyla Türkiye'de sosyalist mücadelenin önde gelen

Covid-19’dan sonra bizi ne bekliyor?

2008 krizinin ardından hegemonya bunalımı yaşayan neoliberalizmin yıllar süren özelleştirme ve kemer sıkma politikaları sonucunda işlevsiz hale getirdiği "kamusallığı" tartıştığı bu yazısında Chantal Mouffe, mevzubahis krizi Covid-19 bağlamında ele alıyor ve sağ'a kaptırılmaması gereken bir imkân olarak değerlendirilmesi gerektiğini iddia ediyor.

Walter Benjamin: Mülteci ve Göçmen

Eleştirel düşüncenin özgün kalemlerinden Walter Benjamin, 80 yıl önce bugün Nazilerin işgali altındaki Fransa'dan kaçmaya çalıştığı sırada hayatını kaybetti. Benjamin'in ölüm yıl dönümünde, onun önemli metinlerini İngilizce'ye çevirmiş Esther Leslie'nin 5 yıl önce kaleme aldığı metinden parçaları çevirdik.

Siyasi düşünce tarihinin süzgecinden ‘iptal kültürü’

Verso yayınlarından çıkan Mistaken Identity adlı kitabın yazarı Asad Haider, “iptal kültürü” terimini ifade özgürlüğü tartışmalarının tarihselliği içerisinden okumayı teklif ettiği bu yazısında tartışmaların beslendiği maddi olayları özetleyip; ortaya çıkan kutupların sınırlarını netleştiriyor.

Sermayenin uzun ‘gülüşü’

12 Eylül 1980'de gerçekleşen darbenin üzerinden tam kırk yıl geçti. Bu darbe, dönemin işveren sendikası TİSK'in başkanı Halit Narin'in ifadeleriyle 'artık gülme sırasının patronlarda olduğu' bir dönemin kapılarını aralıyordu. Zaman zaman kesintilere uğrasa da, kırk yıldır sermayenin yüzü gülmeye devam ediyor... Dr.

Savaş ve Pandemi

Deneyimli gazeteci Patrick Cockburn, kendi "salgın" ve "savaş gazeteciliği" deneyimlerinden hareketle günümüzün koronavirüs salgınını ve onun yarattığı "pandemi gazeteciliğini" ele alıyor. "Gazetecilik yaptığım savaşların hiçbiri kesin olarak bitmiş değil. Fakat bunların unutulmasının asıl sebebi, artık haber bültenlerinde yer almıyor olmaları." diyen Cockburn'e

Dosya çağrısı: “Üniversite: Eğitim, Bilim, Mücadele”

Birlikteliği, adına “Üniversite” denilen kurum aracılığıyla mümkün olmuş ve tamamı üniversitelilerden oluşan bir çevrimiçi yayın kolektifi olarak, ikinci dosyamızda parçası olduğumuz “Üniversite”yi bir kurum, bir fikir, bir mekân ve özgül bir toplumsallık olarak ele almayı planlıyoruz. 

Barınma ve toplumsal yeniden üretim krizi

Çağdaş kapitalist kentleşmenin acımasızlığı ve çağdaş konut sisteminin rekabetçiliği, bakım krizini şiddetlendirmekte ve kendi çıkarına kullanmaktadır. Eğer şehirciliğin bir geleceği olacaksa, barınma ve toplumsal yeniden üretim arasındaki ilişkilerin hem daha iyi anlaşılması hem de kökten değiştirilmesi gerekir.

Michael Hardt: “Dört elle yazmak”

Birlikte yazmanın temel sırrı, neticede ortaya çıkan metnin yazarların kendi başlarına üretebileceklerinin toplamından çok daha öteye geçebilmesinde yatıyor. Çalışma süreci elbette bileşik bir araştırma üzerine kurulu. Ancak argümanlara karar verme ve de özellikle yazma sürecinde bir çeşit simyacılık vuku buluyor ve Marx’ın

Gerçeğin öznelliği

Kapitalizme içkin ideolojik bombardıman ile gerçeğin öznelliği meselesi, birbirlerini durmadan yeniden üreten diyalektik bir süreçler bütününün oluşmasını sağlarlar. İşte tam olarak bu diyalektik yeniden üretme süreçlerini, kapitalizm lehine dengede tutan olgu, “öznel korku duvarları”dır.

Soykırıma varan savaşta Küba destanı

26 Temmuz 1953. Batista Rejiminin stratejik noktalarından Moncada Kışlası’na Fidel ve arkadaşlarından oluşan 135 kişilik devrimci bir grup tarafından baskın düzenleniyor. Baskın, başarısızlıkla sonuçlanıyor. Fakat, 1 Ocak 1959’da zaferini bütün dünyaya duyuracak Küba Devrimci Güçleri, kurulacak yeni ülkenin ilk tohumlarını ekiyor. Küba'nın

Alfredo Saad-Filho: “Trump, Johnson ve Bolsonaro Bataklıkta”

COVID-19 salgını sırasında Brezilya, İngiltere ve ABD'nin olağanüstü başarısızlıkları, bir daha asla olmaması gerekenler hakkında değerli dersler sunuyor: virüsün ortadan kalkmasını dileme, bir pandeminin halk sağlığı ve ekonomi üzerindeki potansiyel etkisini hafife almak, kaçınılmaz kısıtlamaları geciktirmek, ve çok daha fazlası... Bu başarısızlıklar,

Kapitalist nitelikleriyle neofeodalizm

“Özgür ve eşit aktörler”, kapitalizmi feodalizmden ayıran yönetim mantığı kurgusudur. Feodalizm iç içe geçmiş bir hiyerarşiler sistemi değildir yalnızca, ama başkası için iş yapmaktan doğan sömürünün ortadan kaybolmadığı ve somut olarak deneyimlendiği bir sistemdir. Benim sorum bir bakıma Dean’in neofeodalizm dediği dönüşümler