Claude Lefort, demokrasi ve iktidarın boş yeri

Bugün demokrasi üzerine yeniden düşünmeyi zorunlu kılan koşullar onun sembolik ve siyasal anlamına da dönüp bakmayı gerektiriyor. Lefort bu zorunluluğu demokrasilerden totalitarizme geçişi anlamak için hissetmişti. Günümüzde de siyaset teorisi, neoliberalizmin halkın egemenliği idealiyle kurduğu göstermelik bağı ve kitlelerin halk olma, kendisini

Lenin’de proletarya hegemonyası: İşçi sınıfının öncülüğü

Alan Shandro’nun "Lenin ve Hegemonya Mantığı: Sınıf Mücadelesinde Siyasal Pratik ve Teori" başlıklı Lenin anlatısı, kendisinden öncekilerin iddia ettiğinin aksine, onun hakkında söylenebilecek sözlerin tüketilmesinin zor olduğunu okuyuculara hatırlatıyor. Kitabın 1970’lerde adeta yeniden keşfedilen "hegemonya" kavramının Leninist "proletarya hegemonyası" biçimindeki halatlarını belirginleştirme

Neoliberal çağın devrim provaları ve çıkarılması gereken dersler üzerine

Neoliberal devletlerin dayattığı önceliklere karşı yaygın ve aktif bir direnişe tanık olmamıza rağmen, bu direniş özgürleşme ve demokratik kontrole dayalı alternatif projelerin zayıflığı ile de maluldü. Kısmen "yalıtılmışlık" faktörü yüzünden kısmen de eski özgürlük dilinin bir kıymet-i harbiyesinin olmadığına inanılması ve yeni

Yaşanabilir konutu savunmak

Geçtiğimiz dönemin başında üniversite öğrencilerinin "Barınamıyoruz" eylemleri ile gündemin ilk sırasına yerleşen konut sorunu, büyükşehirler başta olmak üzere yurdun dört bir yanındaki yurttaşların başlıca gündemlerinden biri olmayı sürdürüyor. Kentsel hizmetlere ve kamusal mekânlara erişimin yeterince adil olmadığı bir durumda "emlak olarak konut",

“Yapay zeka bunalımda”

Herhalde teknolojinin hayatımızdaki en şahane “panzehir etkisi” insanları çalışmaktan özgürleştirme potansiyelini gerçekleştirmesi olurdu. Fakat görünen o ki bunun aksine doğru gelişmeler yaşıyoruz ve bu yaygınlaşacağa benziyor. Teknolojik yeniliklerin sağladığı zamandan ve enerjiden tasarruf etme imkânı, çalışanların lehine değil daha ziyade aleyhine sonuçlar

Modern gündelik hayat ve ölümün bastırılması

Hem olağan hem şok edici olması hem bir olgu hem de bir gerçeklik olması hem muazzam derecede öznel hem de bir o kadar bizden uzak olması ve en nihayetinde hem oldukça uhrevi hem de olabildiğine, dünyevi güçlerin tarih boyunca, ruhani idareyle uzun

Post-politikadan hiper-politikaya

Finansal Çöküş’ün damgasını vurduğu dönemde politikleşenler, hiçbir şeyin, hatta sonrasında uygulanan kemer sıkma politikalarının bile politik olarak tanımlanamadığı zamanları hatırlayacaktır. Bugünlerdeyse her şey siyaset. Öte yandan insanların böylesi geniş boyutlardaki yoğun politikleşmelerine karşın pek az kişi bir zamanların klasik, yirminci yüzyıl tarzı

Tek ihtiyacımız güçlü bir devlet mi?

Pandemi tüm dünyada devletleri ekonomi başta olmak üzere yaşamın her alanına dönük güçlü müdahalelere zorladı. Devletin bu "geri dönüşü", pek çokları gibi Marksistler açısından da yeni tartışmaların tetikleyicisi oldu. Panagiotis Sotiris, pandemi boyunca öne çıkan kimi argümanları vesile ederek, yönünü Marksist devlet

Julian Assange’ı alıkoyan hukuk

İngiltere Yüksek Mahkemesi, ABD'nin WikiLeaks'in kurucusu Julian Assange'ın iadesi için açtığı davada ABD lehine karar verdi. Başta ABD olmak üzere çok sayıda ülkenin savaş suçlarını açığa çıkardığı için uzun yıllardır hedefte olan Assange, 2012 yılında Londra Ekvador Büyükelçiliğine sığınmıştı. 2019 yılında

Antonio Gramsci ve küresel etkisi

Antonio Gramsci, Marksist düşünceye hediye ettiği kavramlarla bu düşünsel geleneğe en özgün katkılardan birini yaptı. Yirminci yüzyılın önde gelen entelektüel figürlerinden biri olan İtalyan komünistin fikirleri Hapishane Defterleri’nden Seçmeler'in 50 yıl önce yayımlanan İngilizce çevirisi ile dünya çapında yayılmaya başladı. O günden

Daimi barınma krizi

Yaklaşık iki yıllık aranın ardından kampüslerine dönmeye hazırlanan üniversite öğrencilerinin karşı karşıya kaldığı fahiş kira artışları ve yetersiz yurt kapasitesi ile bir kez daha gündeme gelen barınma krizi, artık herkesin dilinde. Bu, yalnızca Türkiye'ye has bir kriz olmadığı gibi, öyle gelip geçici

Sol melankoli

Weimar Cumhuriyeti döneminde yaşamış solcu bir şair olan Erich Kästner'in yeni şiir kitabına yönelik kaleme aldığı bu eleştiri yazısında Walter Benjamin, ilk defa “sol melankoli” tabirini kullanıyor. "Erich Kästner’in Yeni Şiir Kitabı Üzerine" alt başlığını taşıyan Benjamin'in 1930 tarihli bu metni, günümüzün

Yaşamın dördüncü boyutu

Duygulanımsal ekonomi kavramı üzerinden baktığımızda günümüzde ne tür bir toplum ve onun ürettiği ne tür duygularla karşı karşıyayız? Mevcut ekonomik üretim ilişkilerinin yarattığı "güvencesiz öznellik", günümüz faşizminin temel bir bileşeni olabilir mi? "Duygulanımsal bir Ekonomi için Notlar" yazı dizisinin beşinci ve son

Geç faşizm üzerine notlar

Gerek ulusal gerekse küresel ölçekte yaşanan politik süreçleri anlamak adına, belki de daha önce hiç olmadığı kadar, faşizm analojisine başvurulduğu bir dönemdeyiz. Alberto Toscano, Bloch'tan Adorno'ya, Sartre'dan Banaji'ye yirminci yüzyılda geliştirilen bir dizi faşizm teorisinden hareketle, bu analojinin bize ne gibi bilişsel

Kapitalizm dünyanın sonudur

Dünya büyük bir yıkımın eşiğinde, hatta tam ortasında. Orman yangınları, seller, kıtlık, kuraklık, iklim değişikliği, salgın, göçmen karşıtlığı, faşizm tehlikesi… Bitmek bilmeyen bir felâketler silsilesi, bir kıyamet döngüsü. Dünya bir yok oluşa, korkunç bir sona doğru sürüklenirken bu döngüden “çıkış” nasıl mümkün

Şiddet üzerine

Ugo Palheta'nın Historical Materialism'in web sitesinde yayımlanan "Faşizm, faşistleşme, anti-faşizm" başlıklı yazısına cevaben kaleme aldığı bu yazısında David Renton, faşizmin şiddet ile ilişkisi üzerine bir tartışma yürütüyor.

Ücretli emek ve emeğin duygulanımsal bileşimi

Emeğin kapitalizmdeki özgün biçimi olarak ücretli emek ne tür eksenlerde idare edilir, biçimlendirilir, dahası üretilir? Bu üretimin altında yatan duygulanımsal mekanizmalar nelerdir? Duygudurumumuza, başımıza gelen tekil bireysel olayların ötesinde, emeğin bu duygulanımsal kompozsiyonu ne ölçüde rengini veriyor? Mustafa Çağlar Atmaca'dan "Duygulanımsal bir

Bolsonaro bir neofaşist mi?

Ugo Palheta'nın Historical Materialism'in web sitesinde yayımlanan "Faşizm, faşistleşme ve anti-faşizm" başlıklı yazısıyla başlayan faşizm tartışmasına bir katkı olarak kaleme aldığı bu yazıda Valerio Arcary, Brezilya özelinde yaşanan gelişmeler ışığında Bolsonaro'nun politik konumunu tartışıyor.