DOSYA: “Üniversite: Eğitim, Bilim, Mücadele”

Üniversite, her geçen gün artan yoğunlukta bir saldırı ile karşı karşıya. Niteliksizleşen eğitim, kadrolaşma, kariyerizm, piyasalaşma, güvencesizlik, gelecek kaygısı, eleştirel düşünceye tahammülsüzlük, ihraç edilen hocalarımız, iş’e yaramayan diplomalarımız… Bu dosya, süregiden bu saldırılar karşısında basitçe bir savunma olmanın ötesinde, neler olup bittiğini

Türkiye’de İş, Ekmek, ‘Akademik’ Özgürlük

Doğru rüzgâr estiği zaman arkamıza almak üzere Krupskaya’nın önerdiği gibi toplumsal ilişkilerin ve sınıf mücadelesinin somut gerçekliğinde pişerek kendimizi eğitmeli; bugün hemen şimdi kendi akademimizi kurmalıyız –ki bir gün istediğimiz eşit, adil, özgür, halkçı akademiyi herkese sunabilelim.

Akademik emeğin yabancılaşması ve kitlesel akliyatın imkânları üzerine

Yabancılaşmış emeğin üstesinden gelme çabasında praksis, özgün bir eleştiri ortaya koyabilmek için umutsuzluk ile barışmayı, ve sonrasında da bu umutsuzluğun öğretilmesini gerektirir. Öyleyse ana ilke, bu gibi bir eleştiriyi işçiler ile kemer sıkma politikalarının tesir ettiği öteki kesimlerin birlikte kuracağı bir dayanışma

Vincennes: Zayıf düşünceye karşı düşüncenin militan gücü

Vincennes’in felsefe bölümü, hocaları-öğrencileri ve müfredatı özelinde baktığımızda da bu deneyimin bir zamanlar ‘‘militan bir güce’’ sahip düşüncenin (siyasal düşüncenin/siyaset teorisinin/felsefesinin) o günden bugüne ‘‘zayıf düşünce’’ye nasıl teslim olduğunu göstermesi açısından da çarpıcı.

“Moskova’da bir Kızıl Mekke”: Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi

Neoliberal saldırının vites arttırdığı bir çağda Doğu emekçilerine bir biçimiyle umut olmuş olan, onları bütün özgünlüklerini koruyarak aynı çatı altında bulundurabilmiş bu kurum, başka bir ifadeyle ‘Kızıl Mekke’, bize geçmişten uzanan bir el olarak sömürüye karşı mücadelede ve zamanın ruhu incitmede üniversitenin

Gençliğin alın yazıları

Ruth Grant, başka bir bağlamda “siyasal davranış insan özgürlüğünün bir tezahürüdür (manifestation)” demişti. Gençliğin siyasal eylemle ilişkisi biraz da bu önermeyi andırır. İçinde bulunduğu koşullar itibariyle politik süreçlere çok daha ilgilidir. Bazen de tam da aynı nedenlerle ilgisiz.

Yükseköğretimde öğrenci borçluluğuna Şili’den bir bakış

Neoliberal piyasa içerisinde geçimin asgari koşullarının ancak ve ancak beyaz yaka işler ile sağlanabiliyor olması durumu, yükseköğretime devamlılığı bir zorunluluğa dönüştürmektedir. Dolayısıyla kredi borçları aracılığıyla yükseköğretime eklemlenmek, öğrencilerin piyasa baskısı içerisinde geliştirdikleri bir stratejiye dönüşmektedir.

Üniversitenin ötesinde dayanışma, mücadele ve arayışlar

Textum Dergi olarak bulunduğumuz yeri -üniversiteyi- sorgulamayı hedeflediğimiz bu dosyamızda bilimsel, özgür, demokratik bir üniversite fikrini canlı tutmak amacıyla Kocaeli Dayanışma Akademisi (KODA), Sokak Akademisi ve Kültürhane gibi farklı biçimlerde kurulan, bilgi üretimine ve paylaşımına ilişkin çeşitli düşünce kaynaklarından beslenen; ancak tüm

“Bilgiyi özgürleştirmek”: Sci-Hub kurucusu Alexandra Elbakyan ile söyleşi

Bugün Sci-Hub bilimsel bilgi açısından hatırı sayılır bir öneme sahip. Özgürce bilgi üretebilmek ve halihazırda üretilmiş olan bilgiye erişim sağlayabilmek için, üniversite öğrencilerinden öğretim görevlilerine bilim komünitesinin parçası olan birçok insanın yolu Sci-Hub’tan geçmek durumunda. Bilimi ve bizim yolumuzu Sci-Hub’da kesiştirenleri, kurucusu

Bourdieu’nün gör dediği

Akademik faaliyetleri bütünüyle bu tarz bir simgesel sermaye birikim sürecine indirgemek ne kadar yanlışsa, akademik alanın bu tarz eğilimlerden bütünüyle bağımsız olduğunu varsaymak da bir o kadar yanlıştır. Dolayısıyla, Bourdieu’nün gör dediği şeylerden biri, akademik alanda eyleyen failler olarak ‘kendini bilmek’, kendi

Üniversite deneyimi: Neoliberalizm müştereklere karşı

Bilginin değerine ilişkin birbiriyle çelişen bu iki anlayış, üniversitenin fildişi kulesinin ötesine doğru genişleme, toplumsal organizasyona ilişkin iki farklı tahayyülü tetikleme potansiyeli taşıyor: biri meta üzerine kurulu, bilginin, kaynakların ve hakların özel mülkiyetini esas alan, diğeri ise müştereklerden ilham alan tahayyül. Öyleyse,