Fransa’da emeklilik yaşını kademeli olarak 64'e yükseltmeyi öngören düzenlemenin geri çekilmesi için 19 Ocak’ta başlayan eylemlerin üzerinden iki aydan fazla vakit geçti. Henüz yerleşik
2008 krizine, pandemiye, her gün ortalığa saçılan türlü skandala rağmen kapitalizm ölmedi. İsyanlar her defasında bastırıldı, kapitalist istila daha da otoriter biçimler altında tüm
Hakikatin esamesinin çoktandır okunmadığı yerde, edilen her sözün “kanaatlerden bir kanaate” dönüştüğü, değişken kanaatlerin bir diktatörlüğü altında yaşıyoruz. “Sözün gücü” denen şeyden artık bahseden
Bize öyle geliyor ki, çalışma ve istihdam ilişkilerinde gözlemleyebildiğimiz bu “yeniliklerin” ve “gelişmelerin” yanı sıra kapitalist üretim ilişkilerinin doğası gereği dayattığı gereklilikler uyarınca birtakım
Le Pen, Trump, Putin, Bolsonaro, Modi, Meloni... Artık adlarını bir çırpıda saydığımız bu “aşırı sağ” liderlerin küresel ölçekteki yükselişi, kökleri günümüz kapitalizminin krizlerine ve
Uzun süredir mücadele ettiği kansere karşı tedavi sürecini birkaç ay önce kendi isteğiyle sonlandıran Mike Davis, geçtiğimiz hafta aramızdan ayrıldı. Ardında, çok şey öğrenmeye
2019'da Pinochet diktatörlüğünün bakiyesi olan anayasanın değişmesi talebiyle sokaklara dökülen, ardından 2020'de yapılan referandumda ise %78 gibi baskın bir kabul oyuyla yeni anayasa sürecinin
Sylvain Lazarus'un temelinde halkın kudreti ile “insanlar düşünür” önermesinin bulunduğu “içsellikteki siyaset” fikri, ufku devlet ile sınırlı olmayan özgürleştirici bir siyasetin nasıl mümkün olacağını
Bugüne ilişkin bir soruya, tanık olduğumuz ayaklanmaların umulan dönüştürücü kudrete sahip olamamalarının doğurduğu hayal kırıklığına yanıt verebilmek için geçmişe doğru bir adım atan Asad
"Günümüzde sol adına krizde olan şey, devrim fikrinin ta kendisi." O hâlde çağdaş teorinin, "devrimci" praksisin imkânlarından söz etmek nasıl mümkün olabilir? "Aklın Sol