//

Wendy Brown: “Tezahürden yoruma”

Virüsün siyasal yöntemlerle kontrol edilebilmesi aynı zamanda finansın ve üretimin, nüfusun sağlığının ve ekonominin gidişatının ve her birimizin duygu dünyasının yönetimi anlamına geliyor.

"Koronavirüs, yeni ve barışçıl bir toplum inşa etme fırsatı sunan bir kendine gel ikazıdır." Fotoğraf: Peter Kneffel (AP)

İşleyen ve aksayan mekanizmalar

Koronavirüs, mevcut ekonomik ve siyasal sistemin mekanizmalarını bir kez daha işe koşarken, bu mekanizmaların işleyişleri bir yandan derinleşmekle birlikte bir yandan da altüst olmuş gözüküyor. Barınma hakkına, sağlık hizmetlerine, bilgiye, sosyal desteğe ve sürdürülebilir hayat standartlarına erişim dâhil olmak üzere birçok eşitsizlik gün yüzüne çıkıyor. Ulus devletlerin ve kapitalizmin dizginsiz iktidarları tarafından belirlenmiş dünyamızdaki mevcut kırılganlıklar derinleşiyor. Fakat aynı zamanda bu güçlerin yaşam karşısında serveti önceleyen bilindik alışkanlıkları geçici olarak işlemez hale geliyor, ani ve keskin bir şekilde kendi amacını gerçekleştirmekten aciz kalıyor. Bunun sebebi, söz konusu tutumda bir değişiklik olması değil, nereden geldiği belli olmayan virüsün sistemin başlıca mekanizmalarını boşa çıkarması.

Koronavirüs zenginlik ve iktidar tarafından sağlanmış ayrıcalıkların da (hepsini değil ama) bir kısmını geçersiz kılıyor. Tıpkı bireylerin ve ulusların alışık oldukları koşulları yerinden ettiği gibi. Öte yandan, özenle kontrol altına alınmış sınırları delip geçen, her nefes alıp verişte ve ufak bir selamlaşmada kendine mesken tutacak yeni bedenler arayan virüs karşısında herkes savunmasız ve aciz kalmış olsa da, yarattığı etkilerin dağılımı büyük farklılıklar gösteriyor. Salgının yayılmasını, yanlış ve çarpıtılmış bilgi tarafından yönlendirilmeyi, toplumsal umursamazlık ve inkârı durdurmak için herkesin birbirine ihtiyacı var. Hareketsizlik ve izolasyon bireylerin kendilerini korumaya alma çabasından ziyade dünya çapında işleyen karşılıklı bir toplumsal anlaşma, ve zenginlerin de kendilerini bu anlaşmanın dışında konumlandırma şansı yok. Hiyerarşinin en üstündekiler birbirleri için de ucuz emeklerine muhtaç oldukları aşağıdakiler kadar tehlike arz ediyor. Şimdi her yerde, uşak efendiyi zehirleyebilir durumda.

Dağılan sınırlar

Virüsün toplumdan, ekonomiden, bilgiden ve siyasetten ayrı düşünülmemesi gerekiyor ve bu sadece piyasaları etkilediği, şirketleri zora soktuğu, iş yaşamını ve gelirleri tahrip ettiği için değil. Yalnızca çekirdek aile yoluyla elde edilebilen sağlık güvencesi, çocukların bakımı ve beslenmesi için okulların varlığına muhtaç durumdaki çalışan ebeveynler, ancak müsrif bir tüketim ekonomisinin parçası olan iş yaşamına katılımla ödenebilen kiralarla sağlanabilen barınma gibi hayatta kalmamızı sağlayan bozulmuş ilişkileri birdenbire çatırdattığı için de değil. Koronavirüs insan tarafından yaratılmış ama insanlarca kontrol edilmeyen, bizi birbirimize bağlayan ve koparan, bir araya getiren ve sınıflara bölen toplumsal süreçler sebebiyle yalnızca biyolojik ya da tıbbi olmaktan çok daha fazlası. Virüsün seyri hem maddi hem söylemsel birçok şey ortaya koyuyor; ciddi bir toplumsal işbirliği ve müstesna bir politik yaratıcılık ve kabiliyetin gerekliliğini, akıl ve duygunun, bilimin ve hissiyatın ve kederin bir aradalığını. Dünyayı ve onu anlama biçimlerimizi oluşturan düzlemlerin karmaşıklığı ve birleşim noktalarından bağımsız şekilde virüsü ve virüsün yol açtıklarını ele alamayız. Aynı şekilde, kendini duvarları içine hapsetmiş herhangi bir disiplinin ürettiği bilgiyle de. Kamu sağlığı disiplini ezelden beri bunun farkında, fakat şu an iktisatçılar bile dümeni doğrultmak içi büyülü modeller ya da planlar önerdikleri yalıtılmış odalarının içinde kalamıyorlar. “Finansal” ve “reel” ekonomiler birbirleriyle nasıl iç içe girdiklerinin yanında kendi sınırladıkları, manipüle ettikleri ve gözden çıkardıkları alanlara nasıl bağlı olduklarını da gün geçtikçe daha çok açığa vuruyor. Finansal ekonomideki ufak bir dalgalanmanın reel sektörde yaratabileceği asimetrik bir etki ufuktaki durgunluk tehlikesini depresyon tehlikesine dönüştürme tehdidi barındırıyor. Virüsün siyasal yöntemlerle kontrol edilebilmesi aynı zamanda finansın ve üretimin, nüfusun sağlığının ve ekonominin gidişatının ve her birimizin duygu dünyasının yönetimi anlamına geliyor.

Tezahürler

Koronavirüsün ulus, ev, aile ve hatta bireyin kendisi gibi mahdut alanlara doğru kalıcı bir geri çekilmeye yol açtığına yönelik birçok değerlendirmede bulunuldu. Oysaki çeşitli açılardan da daha önce alışık olmadığımız dışarıya dönük pratikleri ortaya çıkarmıştı: tıp araştırmacılarını daha önce görülmemiş bir küresel işbirliğiyle çalışmaya iterek, binlerce yardımlaşma ağını canlandırarak, bankaları borç tahsilatlarını askıya almaya mecbur bırakarak, uzun zamandır neoliberal ilkeler uyarınca işleyen devlet kurumlarını temel gelir sağlamaya ve hükümlü vatandaşları serbest bırakmaya zorlayarak ve her yerde sözleşmecilik karşısında tedarikçiliğin, nüfusun barınmasının sağlanmasının, stokçuluk karşısında paylaşımcılığın önemini ortaya koyarak. Hepsinin ötesinde, koronavirüs bakım sektörünün vazgeçilmezliğini, başka birçok kapitalist iş ve üretimin ise lüzumsuz ve asalak yönünü gözler önüne serdi. Çoğunlukla beyaz olmayan kadınlardan oluşan, düşük ücret ödenen ve kıymeti bilinmeyen sağlık çalışanlarının, tarımda ve gıda sektöründe çalışan işçilerin, eczacıların, market çalışanlarının, şoförlerin, tesisatçı ve elektrikçilerin, ev bakım işçilerinin, sosyal hizmet çalışanlarının, temizlik görevlilerinin, altyapı işçilerinin, toplu taşıma operatörlerinin, öğretmenlerin ve her türden bakım emekçisinin önemini ortaya koydu. Bitap düşmüş sağlık çalışanlarının insanları hayatta tutması gibi, müzisyenler, sanatçılar, hikâye anlatıcıları ve şairler de ruhani dünyamızı hayatta tutuyor. Bilim yazarları keşifleri, gidişatı ve bilinmeyenleri tercüme ediyor, bu ismin hakkını veren gazeteciler dedikoduları ve komploları uzakta tutuyor, yeni politikaları açıklıyor ve virüsün günlük bilançosunun çetelesini tutuyor. Baristaları ve barmenleri, trafik görevlilerini ve sporcuları elbette özlüyoruz. Salgına yakalanan dünyanın özlemedikleri ise bankacıların ve yatırımcıların faaliyetleri, kurumsal etkinlik sorumluları, pazarlama ve reklam uzmanları, sigorta yöneticileri, emlak müteahhitleri, aktüerler, avukatlar ve sosyal medya yatırımcıları. Kapitalist meta üretimi de hiç özlenmiyor. Hastalar için solunum cihazlarına, işçiler için koruyucu ekipmanlara, geri kalanlar için de gıda ve barınmaya ihtiyacımız var; ekonomik sistemin üstünden değil, en altından gelenlere.

Anlam

Tüm bunları ve daha fazlasını açığa çıkaran şey virüstü. Fakat tartışılmaya ve argüman geliştirmeye müsait bir yorumda bulunulmaksızın bütün bunlar politik bir anlam kazanamaz. Ortaya çıkan şey, dilde, imajlarda ve siyasette işlenmedikçe, eleştirinin ve imkânlar üzerine düşünmenin konusu edilmedikçe bir hüviyete bürünemez. Tüm bunların “normale dönmek” için can atan yaygın açgözlülüğün karşısında duran ve onu dönüştürmeyi hedefleyen politik bir manifesto haline getirilmesi gerekiyor. Çünkü o “normal”; yoğun otoyolların, kirli havanın, anlamsız işlerde çalışmanın, altüst olmuş sağlık sisteminin, akıldışı tüketimin, dolup taşan hapishanelerin, terk edilmiş evsiz nüfusun, birbirine temas etmeyen entelektüel aktivitenin, gezegeni enkaza çeviren büyüme odaklı ekonomilerin, ırk, sınıf, cinsiyet tabanlı tabakalaşma, eşitsizlik ve sefaletin ve bu düzenin sefasını süren efendilerin normali.


*Wendy Brown’un  Los Angeles Review of Books tarafından hazırlanan “Quarantine Files: Thinkers in Self-Isolation” (Karantina Dosyası: Self-İzolasyonda Düşünürler) dosyası içerisinde 14 Nisan 2020 tarihinde yayımlanan “From Exposure to Manifestation” başlıklı bu yazısı, Emir Aydoğan tarafından textum için Türkçe’ye çevrilmiştir. Yazının kaynağı: https://lareviewofbooks.org/article/quarantine-files-thinkers-self-isolation/