Çin Komünist Partisi (ÇKP), 1949 yılında, kronikleşmiş bir açlık ve afet döngüsü içinde debelenen, iktisadi ve insani kalkınma göstergeleri bakımından diğer azgelişmiş ülkelerin bile gerisinde, yoksul, yıkıntı hâlinde bir ülkede iktidara gelmişti. Çin nüfusu ağırlıkla kırsal ve eğitimsiz; işgücü vasıfsız ve sağlıksızdı. Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson, 1949’da, “her Çin hükümetinin yüzleşmek zorunda kaldığı ilk sorun … nüfusu beslemek olmuştur,” diyordu, “[ancak] şu ana dek hiçbiri başarılı olamamıştır.”
Aradan geçen süre bir asırdan kısa, Çin’in yaşadığı dönüşüm çarpıcıdır. ABD-Çin Ekonomik ve Güvenlik İnceleme Komisyonu’nun geçen kasım ayında Kongre’ye sunduğu yıllık rapor, “Çin egemenliğindeki bir dünya düzeni” ihtimalinin ABD için güncel bir tehdit olduğunu tespit ediyordu. Buna göre ABD, “Pekin’in hegemonya girişimine” karşı koymak için, savunma önlemlerini artırmanın yanı sıra sınai gücünü yeniden inşa etmeye, uluslararası kuralları şekillendirmeye ve “Çin’in ölçeğiyle ve hırsıyla rekabet edebilecek koalisyonlara önderlik etmeye” yönelik “önetkin (proaktif) bir strateji” geliştirmeliydi.
Küresel 1960’larda, Mao’nun radikal fikirleri, ‘manevî bir atom bombası’ olarak pek çok ülkede sistem-karşıtı hareketleri derinden etkilemişti. Bugün ise Çin’in bir ‘tehdit’ olarak algılanmasına yol açan şey, 1960’lardaki gibi sisteme radikal bir alternatif sunması değil, fakat tam da sistemin içinde artan ekonomik, teknolojik ve askerî gücüdür. Çin, ‘Liberal Uluslararası Düzen’in çözüldüğü koşullarda, kapitalist-emperyalist dünya sistemi içinde, merkezî fakat ayrıksı bir konum işgal etmektedir.
Özellikle anaakım yazında Çin’in Yükselişi, Çin Mucizesi, Çin Yüzyılı, Pekin Mutabakatı, Çin Modeli gibi kavramlar etrafında sürdürülegelen tartışmalar, genelde tek yanlı olma eğilimindedir. Bir kesim, Çin’in yakın tarihli iktisadi gelişimini esas olarak Deng Xiaoping’le başlayan piyasa merkezli dönüşümün Mao dönemindeki ‘irrasyonel’ siyasaları geçersiz kılmasıyla açıklarken; bir başka kesim ise bunu, Çin’in neoliberal ‘şok terapi’ yerine aşamalı ve devletin stratejik sektörlerdeki ağırlığını koruduğu bir kalkınma projesini hayata geçirmesiyle açıklamaktadır. Aynı tek yanlı bakış açısı, Çin’in siyasal sistemi söz konusu olduğunda da kendini göstermektedir. Bir dönem popüler olan ‘Leninist Parti-devletin ekonomideki piyasalaşma ve dışa açılmaya koşut olarak yükselecek demokratikleşme dalgasına kaçınılmaz olarak boyun eğeceği ya da yıkılacağı’ argümanı, günümüzde eskisi kadar popüler olmasa da hâlâ mevcuttur. Bu kadar ‘iyimser’ olmayan farklı yaklaşımlar ise, ÇKP’nin piyasa merkezli dönüşüme karşın iktidarını koruyabilmesini ‘otoriter dayanıklılık’ veya ‘otoriter müzâkere’ gibi kavramlar üzerinden tartışmaktadır. İster ‘liberal/bireyci’ ister ‘kurumsalcı’ olsun, anaakım yaklaşımlarda eksik olan şey, Çin toplumunun bu çerçevede nereye oturduğudur. Nitekim devlete ve/veya piyasaya atfedilen aktör rolü, Çin toplumundan ısrarla esirgenmektedir.
Eleştirel yazında ise, bugünkü Çin söz konusu olduğunda, çok farklı ve hatta yer yer taban tabana zıt görüşler söz konusudur. ÇKP yönetimindeki Çin, bir tür uzun soluklu ‘Yeni Ekonomi Politikası’ (NEP) sürecinden geçen sosyalist bir ülke midir, hibrit bir form mudur, yoksa kapitalizme çoktan dönmüş müdür? Eğer sosyalistse bu nasıl bir sosyalizmdir; kapitalistse nasıl bir kapitalizmdir? ‘Çin mucizesi’ ne zaman başladı? Bir dönem uluslararası komünist hareketin önde gelen ilham kaynaklarından biri olan Mao dönemi, topyekûn bir felaketler silsilesi miydi? Çin’in son yıllarda hızla artan yurtdışı yatırımları ve dış politikadaki etkisi, ‘çokkutuplu’ ve daha adil bir dünyanın habercisi mi, yoksa Çin yeni bir emperyalist odak hâline mi geldi/geliyor? Çin, kapitalist-emperyalist dünya ekonomisinin neresinde: ‘çevre’de mi, ‘yarı-çevre’de mi, ‘merkez’de mi? Çin’de emekçi sınıfların yaşam ve çalışma koşulları nasıl? Geniş halk kitlelerinin rıza üretimi hangi mekanizmalarla ve nasıl sağlanıyor veya sağlanabiliyor mu? Çin, teknolojik olarak ABD’yi geçti mi, geçiyor mu, geçecek mi? Yeni ‘Soğuk Savaş’ ve ABD hegemonyasının gerilemesi bir tür Pax Sinica ile nihayete erer mi? ‘Çin’in Yükselişi’ sürdürülebilir mi? Kapitalist-emperyalist sistem içinde yükselen Çin, alternatif eşitlikçi uygarlık projesi açısından bir engel mi, yoksa bir katalizör mü?
***
Bu dosya ile amaçlanan, dünyada eleştirel siyasal ve entelektüel çevrelerde tartışılagelen bu gibi soruları ve bu sorulara verilen çeşitli yanıtları, yine eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirerek Çin siyaseti, toplumu ve ekonomisi hakkındaki Türkçe yazına katkıda bulunmaktadır. Çin’i bir ‘tehdit’ ya da salt bir ‘başarı öyküsü’ olarak konumlandıran yaklaşımların ötesinde, dünya kapitalizminin tarihsel-çelişkili gelişimi içerisinde, ulusal ve uluslararası ölçekte sınıf ilişkileri ve devlet biçimleri üzerinden düşünmeyi ve tartışmayı öneriyoruz. Bunu yaparken, Çin’in sadece bugününe, Xi Jinping dönemine ya da son yarım yüzyıllık ‘piyasa sosyalizmi’ deneyimine odaklı bir analiz çerçevesinin, bütünsel bir perspektif sunamayacağını düşünüyoruz. Çin’in bugününü hakkıyla yorumlayabilmek için, Çin’in kapitalist emperyalist dünya sistemi ile gelgitli ilişkilenme tarihi konusunda genel bir çerçeve çizmek zorunludur. Bu bakımdan farklı disiplin ya da alt-disiplinlerden sosyal ve beşerî bilimcilerin Çin’in modern tarihi bağlamında katkı sunabilecekleri üç katmanlı bir çerçeve çizmeyi uygun gördük: 1) Kapitalizmin Çin’in kapılarını kırdığı Birinci Afyon Savaşı ile başlayan ve ‘yüz yıllık ulusal aşağılanma’ (百年国耻 bainian guochi) ile devam eden eşitsiz ilişkilenme dönemi; 2) 1949’da ‘Yeni Çin’in kuruluşundan 1978’e dek süren Çin’in kapitalist emperyalist dünya sisteminden ‘kopuş’ (delinking) ve bağımsız ulusal ekonomik inşa süreci; 3) Reform ve Dışa Açılma’dan itibaren Çin’in dünya ekonomisi ile yeniden bütünleşmesi ve bu küresel entegrasyonun (接轨 jiegui) kapitalist emperyalist dünya sistemi üzerindeki etkileri.
Bu çerçeve kapsamında, önerilen olası konu başlıkları şunlardır:
- ‘Çin feodalizmi,’ ‘oryantal-despotik Çin,’ ‘Asya-tipi üretim tarzı’
- Çin’in yarı-sömürgeleşme sürecinin siyasal iktisadı
- Çin Devriminde sosyoekonomik yapı ve devrim stratejisi tartışmaları
- ‘Marksizmin Çinlileşmesi’ ve Çin Marksizmi
- Çin’de ve dünyada Maoizm
- Piyasalaşma sürecinde Çin toplumu ve siyaseti
- ‘Çin’e Özgü Sosyalizm’ ve kapitalizm
- ‘Yeni Soğuk Savaş’ ve Çin-ABD rekabeti
- Çin’e yönelik doğrudan yabancı yatırımlar ve Çin’in kalkınma modeli
- Çin’in doğrudan yabancı yatırımlarının niteliği
- Çin’de Parti/devlet-piyasa ilişkileri ve ÇKP’nin niteliği
- Çin’in tedarik zincirleri, üretimin yapısı ve örgütlenmesi
- Çin ve dünya solunda ‘Çin emperyalizmi kuramı’ polemikleri
- Bugünkü Çin’de toplumsal çelişki ve mücadeleler
***
Dosya için hazırlayacağınız metinlerin 2500 kelimenin altında olmamasını tercih ediyoruz. Metinlerinizi .doc veya .docx uzantılı dosya formatında göndermenizi ve ayrıca editoryal kolaylık açısından, en fazla 250 kelimelik bir özet göndermenizi de rica ediyoruz.
Yazılarınızda kullanacağınız çevrimiçi erişilebilir kaynakları, ilgili cümlelere gömülü olarak (hyperlink) ekleyebilir, metin açısından temel oluşturduğunu düşündüğünüz kaynakları ise Word’ün “Dipnot Ekle” özelliğini kullanarak metin sonu referansı biçiminde gösterebilirsiniz.
Yazı içerisinde kullanacağınız görsel malzemeyi, mümkünse kaynağını belirterek, bize göndereceğiniz mailde JPG veya PNG uzantılı dosya formatında ayrıca göndermenizi rica ediyoruz. Görsel malzemenin en az 720x… boyutlarında olması, görselin yayımlanma kalitesi açısından önemlidir.
Yazılarınızı editor@textumdergi.net adresine “DOSYA –Çin” konu başlığı ile gönderebilirsiniz.
Özet gönderimi için son tarih: 15 Nisan 2026
Tam metinlerin gönderilmesi için son tarih: 15 Haziran 2026
Dosya çıkış tarihi: 7 Temmuz 2026
İletişim: iletisim@textumdergi.net