/

Güvencesizlik kıskacında kafe-bar emekçileri

Kafe ve barlar gibi işletmelerde günübirlik, çoğunlukla kayıt dışı çalışmak durumunda olan emekçilerin çalıştığı esnek ve güvencesiz emek piyasasının içerisinde barındırdığı çatlaklar korona virüs salgını ile su yüzüne çıkmaya devam ediyor.

Neoliberal dönüşümle çalışma ve sosyal yaşamın tamamını kapsayacak niteliğe bürünen ‘güvencesizlik’ olgusu gündelik yaşamlarımızdaki görünürlüğünü salgın günlerinde giderek arttırıyor. Korona virüs salgını ile güvencesizlik olgusunun devlet kurumlarından gelen açıklamalarda dahi yansımasını bulduğunu söylemek mümkün.  Bu yazıda da kafe ve barlar gibi günübirlik ücretler üzerinden kayıt dışı çalışmanın, dolayısıyla güvencesiz çalışmanın yoğun olduğu sektörlerdeki emeğin güncel durumu tartışılmaya çalışılacak.

İçişleri Bakanlığının genelgesi ile istirahat ve eğlence yerleri olarak faaliyet yürüten ve vatandaşların çok yakın bir mesafede bir arada bulunarak hastalığın bulaşma riskini arttıracağı değerlendirilen pavyon, diskotek, bar, kafe ve gece kulüplerinin faaliyetleri 16 Mart’tan itibaren geçici süreliğine durduruldu. İlk bakışta virüsün yayılmasını engellemek adına atılması gereken bir adım olarak değerlendirilen bu önlem bahsi geçen işletmelerde aşçı, kasiyer, servis elemanı, garson olarak çalışan onlarca emekçinin yaşamlarını nasıl devam ettireceği sorusunu içerisinde saklı tutuyor. Virüsün yayılma hızını düşürmesi üzerine alınan bu önlem salgın öncesinde günübirlik işlerde çoğunlukla sigortasız, esnek ve herhangi bir gelecek güvenceleri olmadan çalışma yaşamına devam edenler için  virüsten nasıl korunacağı endişesinin yanı sıra bir de geçim kaygısı yaratmıştır. Dolayısı ile salgın önlemleri görünümünün ardında geçim dertlerinin işçi ve emekçiler açısından berraklaştığı bir süreçte kayıt dışı, esnek ve güvencesiz çalışma koşullarının olduğu alanları gündeme getirmenin özel bir önemi var.

ESNEKLEŞMENİN KAÇINILMAZ SONUCU: KAYIT DIŞI İSTİHDAM

Türkiye’de emek piyasasının esnek ve serbest bir karakter kazanması ile kayıt dışı, taşeron çalışma ile emekçilerin haklarının kısıtlanması eş zamanlı olarak ilerledi. Esnek ve kayıt dışı çalışmanın kaçınılmaz bir sonucu olarak hızlı insan sirkülasyonunun olduğu emek yoğun bir sektör olan hizmet sektörü de Türkiye’de güvencesizliğin ana adreslerinden birini oluşturuyor. Öncelikle kayıt dışı istihdam ve esnek çalışma koşullarının beraberinde getirdiği sonuçları hatırlamak faydalı olacaktır. Karantina günlerini kapsayan işsizlik verileri henüz açıklanmadı ama Ocak ayında açıklanan verilere göre kayıt dışı çalışma oranı %31.1 Sigortasız çalışma ile emekçiler kuralsız, asgari ücretin dahi altında düzensiz, eksik ve geç ödenen maaşlar ile çalıştırılıyorlar.[1]

Fazla mesainin karşılığının ödenmemesi; yıllık izin hakkının eksik kullandırılması gibi sorunları sigortasız işçiler çok daha yoğun biçimde yaşıyor. İşçi sağlığı ve iş güvenliğinde durum son derece vahim. İş güvencesinin olmaması belki de en önemli sorun. Kâğıt üzerinde çalışıyor gözükmeyen emekçiler salgın döneminde dahi sağlık hizmeti alamamak ya da cebinden prim ödemek gibi sorunlarla karşılaşmak durumunda kalıyor. Türkiye yaklaşık 10 milyon insan kayıt dışı çalışırken bunların ağırlıklı olduğu sektörler Konaklama ve Eğlence İşleri olarak beliriyor. Herhangi bir gelecek güvencesinin bulunmadığı kayıt dışı çalışan emekçiler korona virüs döneminde de hükümetin ekonomik tedbirler kapsamında düzenlediği torba yasada kendisine yer bulamadı. Buna karşın kafe ve bar gibi kimi işletmelerde kayıt dışı çalışanlara kıyasla sınırlı sayıda da olsa sigortalı çalışanları kapsayan düzenlemelere emekçilerin cephesinden bakıldığında en açık ifade ile ücretsiz iznin meşrulaştırıldığı bir süreç var. Türkiye’de 200 bini aşkın işletme korona virüs salgını nedeniyle kapatıldığında veya üretime ara verdiğinde Cumhurbaşkanlığı önlem paketinde ‘kısa çalışma ödeneği’ yer aldı. Yeni bir uygulama olmayan ve İşsizlik Sigortası Kanunu’nda yer alan kısa çalışma ödeneğine esasen başvuru şartları esnekleştirildi. İŞKUR’un internet sitesinde yapılan açıklamaya göre2 ise Kısa Çalışma Ödeneği’nden yapılan ödemeler işsizlik ödeneği süresinden düşüyor. Bu ödenekten ise salgın nedeni ile işsiz kalan her emekçi yararlanamıyor, öncelikli şart sigortalı çalışıyor olmak. Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte iş sözleşmesi bulunmakla birlikte ücretsiz izne ayrılan ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan sigortalı işçiler ile 15 Mart 2020 tarihinden sonra iş sözleşmesi feshedilen ve işsizlik ödeneğinden yararlanamayan işçilere, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılık aylığı almamak kaydıyla, bu süre içinde ücretsiz izinde bulundukları veya işsiz kaldıkları süre kadar günlük 39,24 Türk Lirası nakdi ücret desteği verilecek. Günlük verilen nakit yardımı aylık olarak düşünürsek 1177,2 TL ile asgari ücretin dahi oldukça altında. Kayıt dışı çalışanlar ise ne kısa çalışma ödeneğinden ne de günlük nakit ücret desteğinden yararlanabiliyor. İşçilerin de son 60 günde sigortalı çalışıyor olması ve son 3 yıl içinde 450 gün sigortalı çalışması gerekiyor. “Yani bu, sigortalı çalışıyor olsa da gün sayısı tutmayan emekçiler bu ödenekten yararlanamayacak demek oluyor ki, bunun örnekleri hiç de az değil. Yukarıda tartışılmaya çalışıldığı üzere kafe ve bar gibi işletmelerde günübirlik, kayıt dışı çalışanların yaşadıkları uzak ihtimaller değil. Şimdi bir de yazının bu kısmında kafe ve bar emekçilerinin sürece ilişkin deneyimlerini kendilerinden dinleyelim.[2]

KAFE-BAR ÇALIŞANLARI ANLATIYOR

Çalıştığı işletmede 40’a yakın personel olan Tolga’nın çalıştığı işletmedeki işçilerin tamamı işsiz kalmış, bunların içinde ailelerinin geçiminden sorumlu olan insanlar da var. Elbette kafe ve barları kapsayan sektör gençlerin yoğun olarak istihdama katıldığı alanlardan biri. Dolayısı ile bir yandan aile geçindiren çalışanlar olduğu kadar ailesinden uzakta yaşayan, bir gelir kaynağı olmayan öğrenci gençliğin de salgının sonuçlarından önemli ölçüde etkilendiğini söylemek mümkün. Tolga sigortalı çalıştığı için işsizlik maaşından yararlanabiliyor ama onu da üç kuruş bir şey, salgında en zor olan maddiyat’ şeklinde değerlendiriyor. Kısa çalışma ödeneği ise brüt maaşa göre değişiyor. Asgari ücretle çalışanlar Kısa Çalışma Ödeneği’nden aylık 1561 lira yararlanabiliyor. Tolga gibi diğer bar çalışanları da aynı sorunu yaşıyor. Bulunan çözüm yolu ise daha fazla kredi çekerek borçlanmak. Çünkü mevcut birikimlerini tüketmek, gelir gider denkleminde eksiye inmekten öte bir yol çalıştıkları işletmeleri kapanan emekçiler açısından geçerli değil.

Öğrenim giderlerini karşılamak için ailesinden bir maddi destek almayan Öykü ise ani bir kararla bütün eğlence mekanlarının kapanması sonucu işsiz kalanlardan. Barda çalışmak zorunda olduğu için yurda geç saatlerde giremeyen o nedenle de eve çıkmak durumunda kalan Öykü, ev arkadaşları ile birlikte aynı yerde sigortasız çalışıyor. Hepsi birden işsiz kaldıkları için ev kiralarını ödemekte güçlük çekiyorlar. Bu koşullar altında sosyal yardım almak kötünün iyisi bir seçenek olarak dursa da Öykü ve ev arkadaşlarının sigortasız çalışıyor olmaları sosyal yardıma başvurmalarının önünde bir engel.

Hilmi ise çalıştığı işletmede sigortalı olmasına karşı sigorta günü yeterli olmadığı için ödenekten yararlanamayanlardan. Hilmi’nin virüs ilk açıklandığında, ‘bar çalışanları olarak oldukça korktuk çünkü birçok insanın geldiği bir alan risk altında olduğumuzu düşündük fakat korksak da çalışmayı istiyorduk; en azından benim geçinmek için çalışmam gerekiyordu’, sözleri korona günlerinde güvencesiz çalışma koşullarının emekçilerin hayatındaki seçenekleri ya salgın ya da açlık olarak ikiye indirdiğini açıkça gösteriyor. İş yerleri kapandıktan sonra sigortalı çalışanların şimdi ne olacak, paramızı kim verecek yönünde soruları oldukça artmış. Hilmi’nin aktardıklarına göre işletmenin kapalı kaldığı dönemde işletme sahibi işten çıkarma yapılabileceğini de belirtmiş. İşten çıkarmanın ise tazminat ile birlikte en fazla bir aylık maaşa denk geldiğini ise akılda tutmak gerek. Sonrasında kısa çalışma ödeneği ve işsizlik maaşları hakkında açıklama gelse de Hilmi gibi bir buçuk yılın altında çalışanlar için bir anlam ifade etmiyor.

Yaşanılan süreç çalışanlar açısından önemli ölçüde belirsizlikleri barındırıyor. Hilmi’nin şu ifadeleri ise güvencesiz ve esnek çalışma koşullarının salgın döneminde kafe ve bar çalışanları üzerindeki yansımasını gösteriyor: ‘İşten çıkarılma üç aylığına durduruldu fakat oradan gelecek nakit yardıma nasıl başvurulacağı belirtilmiyor. Buna karşı ev kiraları ve faturalar ödenmek üzere birikmeye devam ediyor. E-devletten sigortalı gözüküyorum ama ne olacağı hakkında pek bir bilgim de yok. İşten çıkarılma yasaklandı ama ücretsiz izin serbest oldu. Ben de zaten memlekete döndüğüm için ücretsiz izne ayrılmış oldum. Belki çalışanlara ayrılan nakit gelebilir diye bekliyorum.’

Kafe ve barlar gibi işletmelerde günübirlik, çoğunlukla kayıt dışı çalışmak durumunda olan emekçilerin çalıştığı esnek ve güvencesiz emek piyasasının içerisinde barındırdığı çatlaklar korona virüs salgını ile su yüzüne çıkmaya devam ediyor. Üç örnek üzerinden de incelenmeye çalışıldığı üzere kendi geçimleri ile birlikte ailelerinin geçimlerini de sağlamak üzere çalışanlar için salgın döneminde de geçim derdi unutulacak gibi değil. Ekonomik tedbir paketlerinin kayıt dışı emeğe gözünün kapalı olması, ücretsiz izne çıkartılan çalışanlar için alternatifin kredilere sıkışması, yardım alabilenler veya ödenekten yararlanabilenler açısından ise miktarların geçimlerini sağlamaya yetecek ölçüde olmaması çalışma ve sosyal yaşamın tamamını kapsar hale gelen güvencesizlik olgusunun zihinlerimizde somutlaşmasını kolaylaştırıyor.

[1] Türkiye İstatistik Kurumu’nun Ocak ayı işsizlik verileri için bkz. https://www.dw.com/tr/türkiyede-ocak-ayı-işsizlik-oranı-yüzde-138/a-53085481

[2] Kısa çalışma hak edilen işsizlik ödeneğinden mahsup edilir mi ilgili sorusuna yanıt için bkz. https://www.iskur.gov.tr/sikca-sorulan-sorular/kisa-calisma-odenegi/