Mao Zedong Lushan'da, 1961.

Bürokratizmle mücadele üzerine

Mao Zedong, 1950’lerin ikinci yarısından itibaren, sosyalizm koşullarında sınıfların ve sınıf mücadelesinin varlığını sürdürdüğü düşüncesini geliştirmeye başladı. “Proletarya diktatörlüğü altında sınıf mücadelesi” çerçevesinde formüle edilen bu yaklaşım, dönemin egemen Sovyet anlayışından ayrılıyordu. Mao’ya göre üretim araçlarının kolektifleştirilmesi kapitalizme geri dönüş tehlikesini ortadan kaldırmıyor; Parti ve devlet aygıtı içinde ayrıcalıklı konumlar edinen kadrolar yeni bir burjuvazinin dayanağına dönüşebiliyordu. Mao’ya atfedilen 1963 tarihli “Bürokratizmle Mücadele Üzerine”, Çince özgün metninden eksiksiz çevirisiyle ilk kez Türkçede…
Oku

Bizimki gibi üst kademelerde, bürokratizm yaygın bir illettir. Bürokratizm bir kez ortaya çıkmayagörsün, bölünme kaçınılmaz hâle gelir. Misal “Yue Jin Hao”[i] ile bu durumu nihayet açık seçik kavradık. Alt kademelerde ise bölgecilik söz konusudur ki, bunun temelinde yatan da, yine bürokratizmdir. Önceki sene pek çok kadromuzu tabana [fabrikaların üretim bölümlerine ve kırsal bölgelere –çevirenin notu (ç.n.)] yolladık. İlgili belgeyi bizzat hazırladım. Bu durum ademimerkeziyetçiliğe yol açtı. Kimisi itiraz etmek istedi, tahammül edemediler. Sorun, yine bürokratizmdir.

Bürokratizm, sömürücü sınıflardan miras kalmıştır. Partili olmayan bakan ve daire başkanları [党外部长dangwaibuzhang] ile bizler, hep birlikte, sizlerin ikna çabalarından yararlanmayı ümit ediyoruz.

Bürokratizm, ideolojik bakımdan bireycilik, ademimerkeziyetçilik, dairecilik, liberalizm, hötzötçülük, rutincilik, örgütsel hizipçilik ve liberalizm [自由主义 ziyouzhuyi ifadesi iki kez geçiyor –ç.n.] ile iç içe geçmiştir. Dolayısıyla, bürokratizm mutlaka bu saydığımız “-izm”lerle bağlantılıdır. Sözün özü, sömürücü sınıfların ideolojisine ve çalışma tarzına karşı mücadele etmeye odaklanmalıyız. Merkez Komitesinin 1 Mart tarihli “Beş Karşı Çıkış” talimatında denildi ki, “bürokratizm baş göstermektedir.” Ben, bunun yaygın bir durum olduğu kanısındayım.

Bürokratizmin yirmi tezahürünü şu şekilde özetlemeye çalışacağım:

  • Tepeden bakarlar ve bilgisizdirler. Kitlelerin duygularını anlamazlar. Ne araştırma yapmasını bilirler ne de inceleme yapmasını. Bu nedenledir ki gerçeklikten ve önderlikten kopmuşlardır. Siyasal ve ideolojik çalışma yapmazlar; somut siyasaları kavramazlar. Yukarıda önderlikten, aşağıda gerçeklikten kopmuşlardır. Oraya buraya emirler yağdırıp dururlar ki bu, ülkeye ve halka muhakkak felâketler getirir. İşte bu, önderlikten ve kitlelerden kopuk bürokratizmdir.
  • Kibirli ve kendini beğenmiş; küstah ve hâlinden memnun bir tavırları vardır. Siyasalar hakkında boş boş gevezelik eder, ama pratik çalışmanın özünü kavramazlar. Öznel ve tek yönlüdürler, başkalarının sözüne kulak asmazlar. Kaba ve zorbadırlar; keyfî hareket ederler. İnsanlara baskı kurar ve emrederler. Gerçekleri göz ardı ederek körü körüne talimatlar verirler. İşte bu, zorba ve hötzötçü bürokratizmdir.
  • Sabahtan akşama başlarını kaşıyacak vakitleri yoktur. Yıl boyunca didinip dururlar, işleri bitmek bilmez. Lakin ne araştırma yaparlar ne de insanları incelerler. Hazırlıksız konuşurlar; işlerini planlamazlar. İşte bu, kafasız ve yolunu kaybetmiş bürokratizmdir.
  • Öyle bürokratik bir tavırları vardır ki havalarından yanlarına varılmaz. Kendilerini üstün görür, burunlarından kıl aldırmazlar. Ulaşılmazdırlar ve ürkütücü görünürler. Kadrolar karşısında, tek bir bakışları ferman demektir. Kaba sabadırlar. En ufak şeyde zılgıtı basarlar. İşte bu, kodaman memurların bürokratizmidir.
  • Bilgisiz ve beceriksizdirler. Soru sormaya utanırlar. Böbürlenirler ve yalan beyanlarda bulunurlar. Sahtekâr ve hilekârdırlar. Üstlerini aldatırken, astlarından olanı biteni gizlerler. Hatalarını örtbas ederler. Bütün başarılar onların, bütün başarısızlıklar başkalarının eseridir. İşte bu, dürüst olmayan bürokratizmdir.
  • Siyaseti öğrenmez, işlerini layığıyla yerine getirmezler. İş çıkınca başkasına öteler, sorumluluk almaktan kaçınırlar. Savsak çalışır, ağırdan alır, kararsız kalırlar. İş konusunda pazarlığa tutuşur, siyaset konusunda kayıtsız davranırlar. İşte bu, sorumsuz bürokratizmdir.
  • Baştan savma iş yapar, öyle böyle idare ederler. Başkalarıyla didişirken bir sürü hata işlerler. Üstlerine yaltaklanır, astlarının tepesine binerler. İkiyüzlüdürler. Her kalıba girerler ve kurnazlık ederler. İşte bu, iyi kötü geçinip giden memurların bürokratizmidir.
  • Siyaseten yetersizdirler. İşleriyle ilgili meseleleri enikonu kavrayamazlar. Başkalarının lafını papağan gibi tekrar ederler. Konuşma tarzları yavandır. Düsturları, salla başı, al maaşıdır. Önderlik kabiliyetleri gelişmemiştir. Zevahiri kurtarayım diye kendilerini “-mış” gibi gösterirler. İşte bu, tepeden tırnağa beceriksiz bürokratizmdir.
  • Bön oldukları gibi, kafaları da karışıktır. Körü körüne çoğunluğun peşinden gider, günübirlik yaşarlar. Bütün gün tıkınıp dururlar, aylaklık ederler. İşte bu, sersem ve işe yaramaz bürokratizmdir.
  • Belgeleri okumadan onaylar, yanlış şeyi onayladıklarını ise kabul etmezler. Belgeyi başkası okur, bunlar dinler; belge okunurken uyuklayıp dururlar. Kafalarında fikrin kırıntısı yoktur. Hiçbir konuda başkalarına danışmazlar. İşleri ona buna öteleyip kendileri sorumluluktan kaçınırlar. Astlarının karşısında bilmediği şeyleri bile bilirmiş gibi davranırlar. El kol hareketleri yapıp alelacele emirler yağdırırlar. Aynı seviyedeki meslektaşlarıyla uyumluymuş gibi görünürler belki, fakat aynı yatakta başka rüyalar görürler. İşte bu, tembel ve elinden iş gelmeyen bürokratizmdir.
  • Devlet daireleri şiştikçe şişer, personel yapısı karmakarışık bir hâl alır. Hiyerarşiden bol bir şey yoktur. Kaynaklar israf edilip durur. İş yapacak adam boldur gerçi, ama işler karman çormandır. Hele sorun çıkmayagörsün, herkes kafası kesilmiş horoza döner. Kimse esas görevini yerine getirmez. İşten çok personel vardır da, işler yine de verimli bir şekilde yapılamaz. İşte bu, devlet dairelerinin bürokratizmdir.
  • Talimat çoktur, okunmaz. Rapor çoktur, onaylanmaz. Toplantı çoktur da, duyurusu yoktur. Tutanak ve çizelge çoktur da, kimse bunlara dönüp bakmaz. Çokça yazışma yapılır, ama bunları tartışan bir Allah’ın kulu yoktur. İşte bu, “beş çok” [五多 wu duo] bürokratizmidir.
  • Zevküsefa peşinde koşar ve ricacı olmayı iyi bilirler. “Arka kapıdan” iş kotarırlar. Zorluklardan kaçarlar. Biri rütbe alır, bütün çevresi nemalanır. Biri makam koltuğuna kurulur, yedi sülalesini ihya eder. İçeride yahut dışarıda kimsecikler yoktur ki ziyafetler verilmesin, hediyeler sunulmasın. İşte bu, özel muamele bürokratizmidir.
  • Memurun mevkisi ne kadar yükselirse, huyu suyu o kadar bozulur. Evleri büyür, mobilyaları güzelleşir, yaşam standartları yükselir, kendisine temin edilen her şey çoğalır, mala mülke erişimi artar, cebinden çıkan para azalır. İşte bu, yetkili diye caka satanların bürokratizmidir.
  • Bencil ve çıkarcıdırlar. Kamu görevinden istifade özel çıkarlarını kollarlar. Hususi işlerini kamunun işiymiş gibi gösterirler. Görevlerini suistimal edip zimmetine para geçirirler. Yasaları bilirler bilmesine, ama yine de ihlal etmekten geri durmazlar. Gözleri doymak bilmez de, cukkaladıklarını geri yerine koydukları vaki değildir. İşte bu, bencil ve çıkarcı bürokratizmdir.
  • Şöhret ve çıkar peşinde koşarlar. Elleri kolları çıkar için Partiye uzanır. Kuruşun hesabını yaparlar. Her işe burun kıvırırlar. Yoldaşlarıyla enseye tokat takılır, kitleleri ise zinhar umursamazlar. İşte bu, iktidar ve çıkar için kapışıp duranların bürokratizmidir.
  • Elini sallasan öndere çarpar da, aralarında ne uyum vardır ne de birlik. Her kafadan başka bir ses çıkar. İşler darmadağınık yürür. Alt ve üst kademeler kopuktur, birbirlerini dikkate almazlar. Merkeziyetçilik de demokrasi de hak getiredir. İşte bu, birliği bozan bürokratizmdir.
  • Örgütü hiçe sayar, eşini dostunu işe atarlar. Kişisel çıkar için hizip kurarlar. Birbirlerini kollar; kişisel ve hizipsel çıkarlarını her şeyin üstünde tutarlar. Kendi ufak menfaatleri için kamusal çıkarlara zarar verirler. İşte bu, hizipçiliğin bürokratizmidir.
  • Devrimci iradeleri zayıflamış, siyasal yaşamları yozlaşmıştır. Geçmişteki vasıflarına dayanarak midelerini doldururlar. Yetkiliyiz diye caka satarlar. Tembelliği sever, emek harcamaktan tiksinirler. Bir güzel gezip tozarlar; ne beyinleri çalışır ne de elleri. Ülkenin ve halkın çıkarlarını umursamazlar. İşte bu, yozlaşmış bürokratizmdir.
  • Habis ve zararlı eğilimleri körükler; kötü insanlara ve kötü eylemlere göz yumarlar. İntikam peşinde koşar, demokrasiyi bastırır, kitlelere zorbalık ederler. Kötü kimselere kol kanat gererler. Dost ve düşmanı ayırt etmezler. Kanunları hiçe sayarlar. İşte bu, habis ve zararlı eğilimleri teşvik edenlerin bürokratizmidir.

Kısacası, bu durum kadroların hakikatten kopmasına, kitlelerden kopmasına, kitlelerin çıkarlarını göz ardı etmesine ve Partinin çizgisinin ve siyasalarının zarar görmesine sebep olur. Sıradan emekçiler gibi davranmamak, kitlelerin sevinçlerini ve üzüntülerini paylaşmamak, siyaseten boş boş gevezelik etmek, dürüst olmamak, sorumsuz davranmak, beceriksiz ve işe yaramaz olmak, rutinciliğe gömülmek, özel muamele peşinde koşmak, bencillik ve çıkarcılık, birlik ve beraberliğe halel getirmek, hizipçilik yapmak, tüm bunlar nihayetinde yozlaşmaya ve niteliksizleşmeye yol açar.

Bürokrasinin ideolojik kökenleri, sınıfsal kökenleri, tarihsel kökenleri.

İdeolojik kökenleri: Sömürücü sınıfların düşünce tarzı olup hem burjuva bireyciliği ve faydacılığı hem de feodal ataerkiyi kapsamaktadır. (Kızıl Köşkün Rüyası romanında[ii] yer alan dört büyük sülalede kırk serf sahibi vardır ki bunların üçte ikisi bürokrattır.)

Sınıflı toplumdaki kökenleri: Yeni burjuvazi, eski burjuvazi, kırsal ve kentsel feodal güçler. Uluslararası ölçekte kapitalist kuşatma mevcuttur; ayrıca, emperyalizm ile revizyonizm birleşmiş durumdadır.

Tarihsel kökenleri: Devrimimiz, eski devlet aygıtını parçalayarak yeni bir devlet aygıtı kurmuştur; fakat eski egemen güçler, geleneksel tesirler ve eski personel varlığını korumuştur. Siyasa doğru olmasına doğrudur, lakin yan etkileri de mevcuttur. 1951 yılında “Üç Karşı Çıkış” kampanyasının odak noktası, yolsuzlukla mücadeleydi. 1957’ye gelindiğinde, odak noktası sağcılarla mücadeleydi. Geçen sene ise esasen ademimerkeziyetçilik eleştirildi. Dolayısıyla, bürokratizm yıllar boyunca öncelikli bir mesele olarak ele alınmamıştır. Hâlihazırda bürokratizmin yetişmesi için elverişli bir zemin vardır ki bu, aynı zamanda, revizyonizmin ve dogmatizmin de zeminidir.


* “Bürokratizmle Mücadele Üzerine” içinde geçen birçok ifadeye, dönemin başbakanı Zhou Enlai’ın 29 Mayıs 1963’te ÇKP Merkez Komitesi ve Devlet Konseyine bağlı kurumların sorumlu kadrolarının katıldığı bir toplantıda sunduğu raporda da geniş biçimde yer verildiği için, metin zaman zaman Zhou’ya atfedilmektedir. Yine bazı kaynaklar, hatalı bir şekilde, metnin Joint Publications Research Services tarafından ilk kısmî İngilizce çevirisinin yayımlandığı 1970 yılını, Mao’nun bu metni kaleme aldığı tarih olarak göstermektedir.

Burada okuduğunuz metin, Zhang Dijie 张迪杰 tarafından derlenen ve 2013 yılında Hong Kong’da Rundong Yayınevi 润东出版社 tarafından yayımlanan 《毛泽东全集》 Mao Zedong quanji [“Mao Zedong’un Bütün Yapıtları”] başlıklı derlemenin 46. cildinin 168-171. sayfalarındaki “论反对官僚主义 lun fandui guanliaozhuyi” başlıklı metinden, 《毛泽东思想万岁》 Mao Zedong sixiang wansui [“Yaşasın Mao Zedong Düşüncesi”] başlıklı Kızıl Muhafız derlemesinin 1968 yılı Wuhan basımının 5. cildinin 76-77. sayfalarındaki versiyonuyla karşılaştırılarak Onurcan Ülker tarafından tercüme edilmiştir.


[i] “Yue Jin Hao” Olayı: Sovyetler Birliği’nde tasarlanan ve Dalian Tersanesi’nde inşa edilen Çin’in ilk açık deniz yük gemisi olan 10.000 tonluk “İleri Atılım” (跃进号 yue jin hao), 1 Mayıs 1963 günü battı. Başta bazı yetkililer sorumluluktan kaçmak için geminin saldırıya uğradığını iddia ettiler. Çin’e ait bir ticaret gemisine yönelik saldırının küresel çapta krize yol açma ihtimali karşısında ABD, Tayvan’daki Guomindang yönetimi, Güney Kore ve Sovyetler Birliği, peş peşe olayla hiçbir ilgilerinin olmadığını belirten açıklamalarda bulundular. Bizzat Zhou Enlai tarafından yürütülen soruşturma sonucunda, “İleri Atılım”ın batmasının gerçekten de askerî bir saldırıyla ilgisi olmadığı ortaya çıktı. Geminin rotasındaki tehlikelere ilişkin önceden sunulan raporlar, Ulaştırma Bakanlığı’ndaki karmaşık bürokrasi nedeniyle hasıraltı edilmişti. “İleri Atılım,” göz ardı edilen uyarılar nedeniyle, Suyan Resifi’ne çarparak batmıştı. -ç.n.

[ii] 18. yüzyılda Cao Xueqin tarafından kaleme alınan klasik Çin edebiyatının “Dört Şaheseri”nden (四大名著 si da mingzhu) biri. -ç.n.