Çeviri- Page 3

Evrensel faşizm?

2 Temmuz 2021

Ugo Palheta’nın Historical Materialism’de yayımlanan “Faşizm, faşistleşme, anti-faşizm” başlıklı makalesine yanıt olarak kaleme aldığı bu yazısında Enzo Traverso, son yıllarda küresel ölçekte yükselen aşırı sağ hareketlerin “post-faşist” olarak nitelediği özgün yanlarını anlatıyor. Evrensel bir “faşistleşme” dalgasına karşılık Traverso, ulusal bağlamların çeşitliliğini gözeten bir anti-faşist mücadeleye olan ihtiyacı vurguluyor.

Marx’ın “Tehlikeli Sınıfları”

Andy Merrifeld bu yazısında, Marx’ın lümpen proletarya kavramını odağına alarak, ama ona Frantz Fanon ve Bakunin üzerinden eleştiri de getirerek, “tehlikeli sınıflar” etrafında örülebilecek bir siyasallığın imkânlarını tartışıyor. Spinoza’nın dediği gibi, “avam korkmazsa korkutucu olur”; Merrifield da, Kara Panterler’den Balzac romanlarının lümpen karakterlerine, Amerikan gettolarından Paris banliyölerine kadar bir dizi örnek üzerinden, korkulan olmanın, tehlikeli olmanın, işsiz olmanın, boş zamana sahip olmanın, Marx’ın kavrama yüklediği olumsuzluğun aksine, tahripkar bir siyasallığın bileşenleri olabileceğini iddia ediyor.

Neden savaş?

Kapitalist iktidarın kalbi ABD’de olup bitenleri anlamak önemli, zira dünyayı kasıp kavuran ve bugün de kasıp kavurmaya devam eden tüm krizler ve savaşlar onun bağrından, ekonomisinden ve iktidar stratejisinden çıkıyor. Maurizio Lazzarato bu yazıda, devam etmekte olan “küresel iç savaşı”, ABD’deki finansal krizlerle ilişkilendiriyor. Dünyayı yok eden krizlerin ve savaşların, iktidar seçkinlerinin son zamanlarda toplumun en hafif tabirle “topyekûn seferber edilmesini” gerektiren bir savaş ekonomisine geri dönüşü gündeme getirdikleri, ABD’de, içeride ortaya çıkan iktidar stratejilerinin bir ürünü olduğunu söylüyor.

İnsanlık dışı kapitalizm

29 Mayıs 2022

Salgın sonrası dünyada kapitalizmin merkez ve çevre ülkelere sunduğu yol haritaları arasındaki farka dikkat çektiği bu yazısında Prabhat Patnaik, IMF’nin iktisadi politikalarını ele alarak kapitalizmin doğasına dair mülahazalar yapıyor. IMF’nin mevzubahis politikalarda uyguladığı çifte standartların bugün palazlanan bir fenomen olmadığını, bilakis bunların kapitalizmin doğasına ve işleyişine has çifte standartlar olduğunu iddia eden Patnaik, iki yılı geride bırakan salgın ve kapitalizm ilişkisine üçüncü dünyadan bir ışık tutuyor.

Lüks komünizminin izinde

22 Mayıs 2022

“Kavramları reklamcıların elinden kurtarmalıyız” diyordu Deleuze. Komünizmin sürekli “yokluk”, “kemer sıkma”, “zevksiz mimari” gibi çağrışımlarla yapılan reklamı da kapitalizmin gündelik yaşamımız, anlam dünyamız üzerindeki iktidarının uyguladığı manipülasyondan başka bir şey değil. Komünizmin aslında yaşamın kapitalizm tarafından gasp edilen şaşaasını, zenginliğini ve renklerini geri kazanmanın tek yolu olduğunu söyleyen Frédéric Lordon bu yazısında, etik, politik ve estetik düzlemlerin kesişiminde gündelik hayatı mesele edinen bir komünist siyaset rotası çiziyor.

Irkçılığın yayılması için yedi talimat

15 Mayıs 2022

Jacques Rancière, ironik bir üslupla ırkçılığın yayılması için belirli ‘talimatlar’ verdiği bu metninde bir ideoloji olarak ırkçılığın nasıl işlediğinin, siyasetin kurumsal veçhelerinden gündelik hayata nasıl sirayet ettiğinin ve toplumsal nazar’ı belirli nesnelere yönlendirerek nasıl kurucu bir hakikat çerçevesine dönüştüğünün ipuçlarını veriyor. 1997 yılında yayımlanan, ırkçılığın ve aşırı sağın siyasal sahneyi yeniden kuşattığı bugünün dünyasında aradan geçen yirmi beş yıla rağmen güncelliğini koruyan bu metin, önemli bir ikaz mahiyeti taşıyor.

Demokrasi diye yutturulmaya çalışılan seçim ritüeli

8 Mayıs 2022

Fransa’da neoliberal Macron ile faşist Le Pen arasında geçen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunun üzerinden iki hafta geçti. Solun dağınık ve güçsüz olduğu bir ortamda merkez siyasetin popüler figürü Macron, Le Pen karşısında bir kez daha galip geldi. Aradan geçen beş yılda pek az şeyin değiştiğini ortaya koyan Fransız düşünür Alain Badiou, seçimlerin 10 Nisan’da gerçekleşen ilk turunun hemen ardından yaptığı bu konuşmasında, sahici bir siyasallığın oy vermekten öte, hatta bunun tam aksi kutbunda bir edim olduğunu vurguluyor.

Amazon’u nasıl alt ettik?

Amazon’un New York City’deki en büyük deposunun çalışanları, tüm baskılara rağmen şirkette sendikaya örgütlenen ilk işçiler oldu. Sendikalaşma için yapılan oylama 1 Nisan Cuma günü 2 bin 654 oya karşı 2 bin 131 oyla sendika lehine sonuçlandı. Bu sonuç, 1930’lardan bu yana Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en önemli işçi kazanımlarından biri. Eric Blanc’ın Amazon İşçi Sendikası’ndan Angelika Maldonado ile gerçekleştirdiği söyleşi, bu başarıya ilişkin içeriden bir muhasebe.

Değişmekte olan bir dünyada özgürleşme ve eşitlik

28 Mart 2022

Kapitalizm basitçe bireyselliğin hüküm sürmesi değildir, o da kendi müşterek dünyasını organize eder. Eşitsizlik üzerine kurulu olan ve mütemadiyen yeniden ürettiği dünyasını… Bu dünyanın gözle görülür kesinliği karşısında eşitlik dünyası ise daima müphem ve deneyseldir; kendilerine özgü zamansallıkları ve kendilerine özgü etki biçimleri olan tekil eylemler, ilişkiler ve bağlar icat edilmesi ve bu icatların çoğulluğu yoluyla sürekli yeniden kurulması ve tekrar tekrar yeniden şekillendirilmesi gerekir.

Neoliberal çağın devrim provaları ve çıkarılması gereken dersler üzerine

13 Mart 2022

Neoliberal devletlerin dayattığı önceliklere karşı yaygın ve aktif bir direnişe tanık olmamıza rağmen, bu direniş özgürleşme ve demokratik kontrole dayalı alternatif projelerin zayıflığı ile de maluldü. Kısmen “yalıtılmışlık” faktörü yüzünden kısmen de eski özgürlük dilinin bir kıymet-i harbiyesinin olmadığına inanılması ve yeni bir dilin de henüz üretilememiş olması yüzünden, bu projelerin güdük kalmış veya ancak belli bir ölçüde geliştirilebilmiş olduğunu görüyoruz.

Post-politikadan hiper-politikaya

23 Ocak 2022

Finansal Çöküş’ün damgasını vurduğu dönemde politikleşenler, hiçbir şeyin, hatta sonrasında uygulanan kemer sıkma politikalarının bile politik olarak tanımlanamadığı zamanları hatırlayacaktır. Bugünlerdeyse her şey siyaset. Öte yandan insanların böylesi geniş boyutlardaki yoğun politikleşmelerine karşın pek az kişi bir zamanların klasik, yirminci yüzyıl tarzı siyaset olarak tanımlayabileceğimiz türden örgütlü çıkar çatışmalarına dâhil oluyor. Anton Jäger’e göre bu, ‘post-politika’dan ‘hiper-politika’ya doğru yaşanan bir geçiş.

Tek ihtiyacımız güçlü bir devlet mi?

16 Ocak 2022

Pandemi tüm dünyada devletleri ekonomi başta olmak üzere yaşamın her alanına dönük güçlü müdahalelere zorladı. Devletin bu “geri dönüşü”, pek çokları gibi Marksistler açısından da yeni tartışmaların tetikleyicisi oldu. Panagiotis Sotiris, pandemi boyunca öne çıkan kimi argümanları vesile ederek, yönünü Marksist devlet teorisine ilişkin klasik tartışmalara çeviriyor. Devletin, sosyalizmin “bekleme odası” olamayacağı vurgusuyla bizi, ikili iktidar kavramını yeniden düşünmeye davet ediyor.

Julian Assange’ı alıkoyan hukuk

19 Aralık 2021

İngiltere Yüksek Mahkemesi, ABD’nin WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange’ın iadesi için açtığı davada ABD lehine karar verdi. Başta ABD olmak üzere çok sayıda ülkenin savaş suçlarını açığa çıkardığı için uzun yıllardır hedefte olan Assange, 2012 yılında Londra Ekvador Büyükelçiliğine sığınmıştı. 2019 yılında tutuklanarak İngiltere’de cezaevine konulan Assange, bu kararın ardından her an ABD’ye iade edilme tehdidi ile karşı karşıya. CounterPunch’ta yayımlanan bu yazıda John Pilger, Assange’a yönelik son operasyonun bir muhasebesini yapıyor.

Antonio Gramsci ve küresel etkisi

5 Aralık 2021

Antonio Gramsci, Marksist düşünceye hediye ettiği kavramlarla bu düşünsel geleneğe en özgün katkılardan birini yaptı. Yirminci yüzyılın önde gelen entelektüel figürlerinden biri olan İtalyan komünistin fikirleri Hapishane Defterleri’nden Seçmeler’in 50 yıl önce yayımlanan İngilizce çevirisi ile dünya çapında yayılmaya başladı. O günden bu yana etkili bir referans kaynağı olmayı sürdürüyor.

Daimi barınma krizi

Yaklaşık iki yıllık aranın ardından kampüslerine dönmeye hazırlanan üniversite öğrencilerinin karşı karşıya kaldığı fahiş kira artışları ve yetersiz yurt kapasitesi ile bir kez daha gündeme gelen barınma krizi, artık herkesin dilinde. Bu, yalnızca Türkiye’ye has bir kriz olmadığı gibi, öyle gelip geçici bir sorun da değil. Konut ve barınma, yoksullar için hep krizdeydi. David Madden ve Peter Marcuse, Engels’ten Lefebvre’e teorik bir gezintiyle, bu krizin yapısal nedenlerini ve kapitalizme içkin politik doğasını vurguluyor.

Sol melankoli

26 Eylül 2021

Weimar Cumhuriyeti döneminde yaşamış solcu bir şair olan Erich Kästner’in yeni şiir kitabına yönelik kaleme aldığı bu eleştiri yazısında Walter Benjamin, ilk defa “sol melankoli” tabirini kullanıyor. “Erich Kästner’in Yeni Şiir Kitabı Üzerine” alt başlığını taşıyan Benjamin’in 1930 tarihli bu metni, günümüzün sol melankoli tartışmaları açısından da halen önemini koruyor.

Geç faşizm üzerine notlar

4 Eylül 2021

Gerek ulusal gerekse küresel ölçekte yaşanan politik süreçleri anlamak adına, belki de daha önce hiç olmadığı kadar, faşizm analojisine başvurulduğu bir dönemdeyiz. Alberto Toscano, Bloch’tan Adorno’ya, Sartre’dan Banaji’ye yirminci yüzyılda geliştirilen bir dizi faşizm teorisinden hareketle, bu analojinin bize ne gibi bilişsel ve stratejik olanaklar sunduğu üzerine kapsamlı bir tartışma yürütüyor. Geçmiş faşizm teorilerinin izini bugünde süren Toscano, öne sürdüğü “geç faşizm” kavramsallaştırması ile günümüze güçlü bir ışık tutuyor.

Kapitalizm dünyanın sonudur

28 Ağustos 2021

Dünya büyük bir yıkımın eşiğinde, hatta tam ortasında. Orman yangınları, seller, kıtlık, kuraklık, iklim değişikliği, salgın, göçmen karşıtlığı, faşizm tehlikesi… Bitmek bilmeyen bir felâketler silsilesi, bir kıyamet döngüsü. Dünya bir yok oluşa, korkunç bir sona doğru sürüklenirken bu döngüden “çıkış” nasıl mümkün olacak? Alternatif yok mu? Jodi Dean, dünyanın değil, kapitalizmin sonunu tahayyül etmenin gerekliliğinden hareketle, giderek yaygınlaşan “kapitalizmin alternatifsizliği” hissiyatına karşı, mücadelenin, yoldaşlığın ve dayanışmanın önemine dikkat çekiyor.

Şiddet üzerine

25 Ağustos 2021

Ugo Palheta’nın Historical Materialism’in web sitesinde yayımlanan “Faşizm, faşistleşme, anti-faşizm” başlıklı yazısına cevaben kaleme aldığı bu yazısında David Renton, faşizmin şiddet ile ilişkisi üzerine bir tartışma yürütüyor.

Bolsonaro bir neofaşist mi?

11 Ağustos 2021

Ugo Palheta’nın Historical Materialism’in web sitesinde yayımlanan “Faşizm, faşistleşme ve anti-faşizm” başlıklı yazısıyla başlayan faşizm tartışmasına bir katkı olarak kaleme aldığı bu yazıda Valerio Arcary, Brezilya özelinde yaşanan gelişmeler ışığında Bolsonaro’nun politik konumunu tartışıyor.

Emperyalizm ve faşizmin feodal bilinçdışı

7 Ağustos 2021

Ugo Palheta’nın Historical Materialism’de yayımlanan “Faşizm, faşistleşme ve anti-faşizm” başlıklı yazısına cevaben kaleme aldığı bu yazıda Ken Kawashima, faşizmi kapitalizmin emperyalist aşamasında yaşanan krize yönelik bir reaksiyon olarak ele almayı öneriyor.

Evrensel faşizm?

2 Temmuz 2021

Ugo Palheta’nın Historical Materialism’de yayımlanan “Faşizm, faşistleşme, anti-faşizm” başlıklı makalesine yanıt olarak kaleme aldığı bu yazısında Enzo Traverso, son yıllarda küresel ölçekte yükselen aşırı sağ hareketlerin “post-faşist” olarak nitelediği özgün yanlarını anlatıyor. Evrensel bir “faşistleşme” dalgasına karşılık Traverso, ulusal bağlamların çeşitliliğini gözeten bir anti-faşist mücadeleye olan ihtiyacı vurguluyor.